1997 Lego Hadisesi

Pazartesi, Nisan 27, 2026

13 Şubat 1997 sabah saatlerinde, Tokio Express adlı konteyner gemisi Rotterdam’dan New York’a doğru seyrederken Birleşik Krallık’ın Cornwall bölgesindeki Land’s End açıklarında oldukça sert bir havayla karşılaştı. Gemiye çarpan dev bir dalga ve ardından gelen savrulma sonucu gemi ciddi şekilde yan yattı ve güvertedeki altmış iki konteyner Atlantik Okyanusu’na düştü. Bu konteynerlerden biri, çoğunluğu Lego Pirates ve Lego Aquazone gibi deniz temalı setlere ait yaklaşık 4,7 milyon Lego parçası taşıyordu.

Kazanın ilk günlerinde dikkatler, “elbette” Lego parçalarından ziyade çok daha tehlikeli yükler üzerindeydi. Denize düşen konteynerlerin bazıları kimyasal maddeler ve kuvvetli yapıştırıcılar içeriyordu. Bu maddelerin havayla temas etmesi durumunda patlama riski olduğu düşünülerek hızla harekete geçen sahil güvenlik bölgedeki tüm denizcileri uyardı. Yerel halka da kıyıya vuran konteynerleri açmamaları yönünde uyarılar yapıldı. Kıyılara vuran dağılmış malzeme ve maddelerin yarattığı endişe sebebiyle denize saçılan Lego parçaları bu süreçte gündeme gelmedi. İlk olarak İngiltere’nin güneybatısındaki Cornwall sahillerine vuran küçük ve renkli plastik parçalar sahilde gezenler tarafından fark edilmeye başlayınca zamanla durum değişti. Lego setlerine ait ahtapotlar, dalış tüpleri, zıpkınlar, paletler, kılıçlar ve hatta ejderhalar yalnızca kazadan sonra yaşanan bir merak unsuru olarak kalmadı; yıllar boyunca kıyıya vurmaya devam ederek süreklilik kazanan bir olaya dönüştü. Parçaların yolculuğu yalnızca İngiltere’nin güney sınırları ile sınırlı kalmadı; okyanus akıntıları onları Fransa, Belçika ve Hollanda kıyılarına kadar taşıdı. Hatta bazı bilim insanları, bu parçaların dünya etrafında dolaşmış olabileceğini bile öne sürdü.

Lego, olayın ardından “bulanındır” yaklaşımını benimsediği için insanların sahilde buldukları parçaları bildirebilmeleri için bir iletişim hattı oluşturuldu. Ayrıca Lego, araştırmacılar için konteyner içeriğinin bir listesini yayınladı. Bu yaklaşım, sahil gezginleri ile araştırmacılar arasında bir tür iş birliğinin doğmasına katkı sağladı. Sahillerde Lego aramak zamanla belirli koşullara bağlı bir etkinliğe dönüştü; özellikle yüksek gelgitlerin ve güçlü kıyı rüzgarlarının ardından yapılan yürüyüşler, kum tepeleri ve kayalıklar arasında sıkışmış olduğu düşünülen, gizli kalmış parçaların bulunabileceğine dair bir motivasyona yol açtı. Bazı parçalar yüzerek kıyıya ulaşırken, deniz tabanına çökenler zaman zaman balıkçı ağlarına takılarak yeniden gün yüzüne çıktı. Sahilde bulduğu plastik bir deniz yosunuyla bu serüvene başlayan Tracey Williams, bulduğu Lego ve diğer plastik atıkları düzenli olarak fotoğraflayarak kapsamlı bir arşiv oluşturdu. Bu uzun soluklu süreç, zamanla yalnızca bir merak konusu olmaktan çıkarak bilimsel ve kültürel bir projeye dönüştü. Williams, çalışmalarını Adrift: The Curious Tale of the Lego Lost at Sea adlı kitapta bir araya getirdi. Proje ayrıca Arkeoloji Ödülleri’nde Yılın Kurtarma Projesi seçildi ve Royal Cornwall Museum’nda sergilendi. Bilimsel açıdan bakıldığında ise bu olay, deniz plastiklerinin doğadaki kalıcılığına dair çarpıcı veriler sundu; Lego tarafından ABS plastikten üretilen parçalarının doğada tamamen yok olmasının yaklaşık bin-üçyüz yıl sürebileceği saptandı.

Kişisel olarak; olaydan haberdar olan biri olarak İngiltere’de bulunduğum dönemde, Eastbourne, Hastings ve Rye Körfezi kıyılarını ziyaret ettiğimde belki şanslı günümdeyimdir diyerek bir umutla sahillerde dolaştım. Ancak bu küçük parçalardan hiçbirine rastlayamadım. Yine de bu arayışın kendisi bile oldukça keyifli ve yeterliydi. Bugün, kazanın üzerinden neredeyse otuz yıl geçmiş olmasına rağmen Lego parçaları muhtemelen bir yerlerde hala kıyıya vurmaya devam ediyor.

Kaynak: Adrift: The Curious Tale of the Lego Lost at Sea – Tracey Williams – 2022, MarineInsight – Zahra Ahmed – 2024, The lost Lego still washing up after 28 years – Jonathan Morris – 2025

Yorum Ekle