Kızıksa Atış Sahası
Perşembe, Haziran 4, 2026
Bandırma ve Kapıdağ Yarımadası’na yaptığımız motosiklet turunda, Bandırma’da geçirdiğimiz akşamın ardından arkadaşlarım, benim bir hafta önce gezdiğim Çanakkale rotasına doğru devam ederken ben, uzun zamandır aklımda olan birkaç noktaya uğrayıp İzmir’e dönmeye karar verdim. Bu noktalardan biri de Manyas Gölü kıyısında bulunan Kızıksa Hava-Yer Atış Sahası’ydı. Uzun zamandır görmek istediğim, ancak yolumun bir türlü düşmediği yerlerden biriydi. Son yıllarda aktif olarak kullanılmadığı için giderek daha atıl bir görünüme bürünen sahayı özgün halini henüz korurken görmem gerekiyordu.

Kızıksa Atış Sahası’nın geçmişi, Türk Hava Kuvvetleri’nin jet çağına geçiş sürecine uzanıyor. Bandırma’daki 6. Ana Jet Üs Komutanlığı’nın eğitim faaliyetlerinde önemli bir rol oynayan saha, 1955 yılı itibarıyla NATO standartlarında düzenlenen atış müsabakalarına ev sahipliği yapabilecek düzeydeydi. Aynı dönemde üsler arası hava kuvvetleri atış yarışmaları burada gerçekleştiriliyor, jet uçaklarıyla hava-yer atış eğitimleri yapılıyordu.
Kızıksa’nın hikayesi yalnızca askeri havacılıkla sınırlı değil. Türkiye’nin erken dönem roket çalışmalarında ismi sıkça duyulan Kirkor Divarcı’nın yolu da bu sahadan geçmişti. 1960’lı yılların başında kendi imkanlarıyla roket geliştiren Divarcı’nın Ümraniye’de gerçekleştirdiği başarılı denemeler ulusal basında geniş yer bulmuş, bu sayede Bandırma’daki roket meraklısı gençlerle tanışmıştı. O dönemde faaliyet gösteren Bandırma Füze Kulübü, Türkiye’nin bu konudaki ciddi oluşumlarından biriydi. Bandırma’da açılan roket sergisinin ardından 6. Ana Jet Üssü Komutanlığı, fırlatma denemeleri için Kızıksa Atış Sahası’nı kullanıma açmış ve hatta halkın sahaya ulaşabilmesi için askeri otobüsler tahsis etmişti.
Bölgeye gelmeden önce uçakların detaylı görüntülerine ulaşamadığım için yeterli bilgi toplayamamıştım. Bu nedenle birazdan karşılaşacağım uçakların bilgileri ve durumlarını yerinde incelemek benim için ayrı bir keyif olacaktı. Motosikletimi sahanın yanındaki yolun kenarına bıraktıktan sonra, diz boyunu aşan otların arasından yaklaşık on dakika yürüyerek uçaklara ulaştım.
Belçika menşeli iki F-104G (64-9050 ve 64-9082), Almanya’dan temin edilmiş bir TF-104G ve üzerindeki ayırt edici işaretlerin büyük ölçüde kaybolduğu, geriye yalnızca metal gövdesi kalmış bir F-84F/Q… Belçika’dan gelen F-104G’lerin her ikisi de son uçuşlarını 1986 yılında gerçekleştirmiş. Kaynaklara göre bunlardan 64-9082, bir süre Bandırma’da statik olarak sergilendikten sonra hedef uçak olarak kullanılmak üzere atış sahasına nakledilmişti. Bugün yalnızca gövdesi ayakta kalan TF-104G (Alman Hava Kuvvetleri envanterinde 61-3055, Türk Hava Kuvvetleri envanterinde ise 63-5726), 1983 yılına kadar Alman Hava Kuvvetleri’nde görev yaptıktan sonra Türkiye’ye devredilmiş. Uçak, 24 Ekim 1984 tarihinde iki pilotun fırlatma koltuklarıyla kurtulduğu bir olay neticesinde atış sahasına düşmüş. F-84F/Q hakkında ise ne yazık ki şu ana kadar net bir bilgiye ulaşamadım.
Kızıksa, Türk askeri havacılığı ve erken dönem roket çalışmaları açısından bana göre hatırlanması gereken kıymetli bir alan. Manyas Gölü kıyısındaki bu sessiz mekan, geçmişin izlerini yerinde görebilmek için yaptığım otuz kilometrelik sapmanın karşılığını fazlasıyla verdi.





Kaynak: Cumhuriyet’in 100. Yılında Balıkesir’in Kültürel Birikimi – Sosyal ve Kültürel Hayat – 2023, Bandırma Havaalanının Yapılış Süreci ve Şehrin Sosyo-Ekonomik Hayatına Etkisi (1949-1975) – Hakan Çağatay – 2025, AviationSafety (60683), 916-starfighter.de, belgian-wings.be, spottingmode.com/wro/turkey
Yorum Ekle