Cezayirli Hasan Paşa Köşkü
Pazartesi, Mayıs 25, 2026
Uzun bir aradan sonra motosikletle yeniden yollara düşüp Çanakkale’nin Anadolu ve Gelibolu yakasındaki savaş kalıntılarını araştırmak için çıktığım yaklaşık bin kilometrelik yolculuğun ilk gününde, özellikle köy yollarından geçen rotam üzerinde birkaç önemli noktada mola vermeyi planlamıştım. Bu duraklardan biri de, son yıllarda yakınına kadar ulaşan büyük yangınlarla yeniden gündeme gelen Cezayirli Hasan Paşa’nın av köşküydü. Tarım arazilerinin ortasında, oldukça ıssız bir coğrafyada tek başına yükselen bu yapı, uzun zamandır merak ettiğim yerlerden biriydi. Üvecik ile Yeniköy arasındaki yolun tam ortasında sağa ayrılan üç kilometreyi aşkın toprak yolu geçip köşkün yanına vardığımda ise, yalnızca bir av köşkü kalıntısıyla karşılaşmadım.

Köşkün çevresinde rastladıklarım, eve döndükten sonra beni bölge hakkında daha detaylı araştırmalar yapmaya yönlendirdi. Çevrede görebildiğim ve dokunabildiğim materyallerin izini sürerken, bazı tanıdık isimlerin bölge üzerine yaptığı çalışmaları yeniden gözden geçirdim. Yirminci yüzyıldan itibaren Cezayirli Hasan Paşa Köşkü ve çevresi, Troya bölgesi üzerine çalışan birçok araştırmacının dikkatini çekmişti. Bu araştırmacılar arasında ilk akla gelen isimlerden biri olan J. M. Cook, 1973 yılında yayımlanan The Troad adlı kitabında Yerkesiği Köyü, Hasan Paşa Köşkü ve bölgedeki eski su kanalları hakkında önemli bilgiler aktarmıştı. Bölgeyi ziyaret eden seyyahların büyük bölümü özellikle Kırkgöz kaynaklarından gelen suyu taşıyan Yerkesiği Kanalı’yla ilgilenmiş, hatta bazıları bu hattın antik döneme ait bir kanalın devamı olduğunu ileri sürmüştü. Bölgedeki lahitler ve mermer kalıntılar da Yerkesiği’ni uzun yıllar boyunca araştırmacılar için oldukça cazip bir yer hâline getirmişti. Ayrıca köşkün duvarlarında kullanılan antik mimari parçalar da yapının çevredeki eski kalıntılarla ilişkisini ortaya koyan önemli ayrıntılar arasında gösterilmişti.

1980’li yıllarda Troya kazılarıyla tanınan Alman arkeolog Manfred Korfmann’ın en dikkat çekici keşiflerinden biri, köşkün iç duvarlarında bulunan gemi çizimleri olmuştu. Bu keşif, yapının yalnızca bir çiftlik ya da av köşkü olmadığını; aynı zamanda deniz yollarını takip eden denizcilerle bağlantılı bir nokta olabileceğini de gösteriyor. Korfmann ayrıca yapının mimarisinin klasik Osmanlı taşra yapılarından farklı özellikler taşıdığını, Avrupa mimarisinden izler barındırdığını da belirtmişti. Daha sonra gerçekleştirilen dendrokronolojik incelemeler sonucunda ise köşkte kullanılan ahşapların 1783 yılının ilkbaharında kesildiği anlaşılmış, böylece yapının inşa tarihi daha net biçimde ortaya konmuştu.

1990’lı yıllarda Ayda Arel ve daha sonra Rüstem Aslan tarafından yürütülen çalışmalar, Hasan Paşa Köşkü’nün aslında geniş bir çiftlik yerleşiminin merkezi olduğunu ortaya koymuştu. Arel’in araştırmaları sırasında bulunan mezar taşları, bölgede 18. yüzyıldan 19. yüzyılın sonlarına kadar kesintisiz bir yaşamın sürdüğünü gösteriyor. Ayrıca Yerkesiği’nde cami, hamam ve çeşitli yapı kalıntılarının bulunduğu da bu çalışmalar sayesinde anlaşılmıştı. Buna rağmen bölgede bugüne kadar kapsamlı bir arkeolojik kazı gerçekleştirilmemiş; araştırmalar daha çok yüzey incelemeleriyle sınırlı kalmıştı. Yine de tüm bu çalışmalar sayesinde, bugün ovanın ortasında tek başına duran Hasan Paşa Köşkü’nün; geçmişte su yolları, tarım arazileri, liman bağlantıları ve küçük bir yerleşim ağıyla çevrili, oldukça önemli bir merkez olduğu yavaş yavaş ortaya çıkıyor.

Cezayirli Hasan Paşa’dan da bahsetmeden geçmemek gerekiyor. On sekizinci yüzyılda Osmanlı’nın en güçlü devlet adamlarından biri hâline gelen Hasan Paşa’nın Gelibolu’da doğduğu ve genç yaşta denizciliğe başladığına dair rivayetler oldukça güçlüdür. Kuzey Afrika’daki görevleri sırasında gösterdiği başarılarla yükselerek “Cezayirli” unvanıyla anılmaya başlayan Hasan Paşa, özellikle Çeşme Faciası sonrasında Rus donanmasının Çanakkale Boğazı’na ilerleyişini durdurmaya yönelik hamleleriyle öne çıkmış, bu süreçte Kaptan-ı Deryalığa kadar yükselmişti. Sert mizacı, otoriter karakteri ve yanında gezdirdiği evcil aslanıyla hem Osmanlı dünyasında hem de Avrupalı seyyahların anlatılarında dikkat çeken bir figüre dönüşen Hasan Paşa, hayatı boyunca denizlerde, liman şehirlerinde ve isyan bölgelerinde aktif görev aldı. Bu nedenle Yerkesiği’ndeki bu köşkü yalnızca bir konut olarak değil; Osmanlı’nın bölgedeki ekonomik, lojistik ve stratejik hâkimiyetini temsil eden önemli merkezlerden biri olarak değerlendirmek gerekiyor.
Kaynak; The Troad: An Archaeological and Topographical Study – John Manuel COOK – 1973, Cezayirli Hasan Paşa Köşkünün Osmanlı Arkeolojisi Yöntemleriyle İncelenmesi – Onur Sefer ÖZBALABAN – 2016
Yorum Ekle