Banderma Ville
Cuma, Haziran 5, 2026

Bandırma ve Kapıdağ Yarımadası’na yaptığımız motosiklet turunun ardından dönüş yolunda, Bkz. Kızıksa Atış Sahası yazısında sözünü ettiğim diğer duraklara yöneldim. Bunlar, uzun zamandır ziyaret etmeyi planladığım tarihi demiryolu yapılarıydı. The Smyrna Cassaba Railway (SCR) ve sonrasında Société Ottomane du Chemin de fer de Smyrne–Cassaba et Prolongements (SCP), yani İzmir-Kasaba Demiryolu Şirketi ve Uzantıları tarafından inşa edilen ve bir asırdan uzun süredir ayakta kalan istasyonlar, son yıllarda Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları tarafından yürütülen restorasyon ve koruma çalışmaları sayesinde yeniden gün yüzüne çıkmaya başladı. Özellikle istasyon cephelerinde yer alan Fransızca ve Osmanlıca istasyon isimlerinin ortaya çıkarılması, bu yapıların tarihi kimliklerini yeniden görünür kıldı. Bu nedenle Bandırma’dan İzmir’e doğru ilerlerken, Osmanlı İmparatorluğu’nun son döneminde Batı Anadolu’da gerçekleştirilen önemli altyapı yatırımlarından biri olan bu demiryolu hattını mümkün olduğunca takip etmeye karar verdim. Amacım, restorasyon çalışmalarının ardından özgün karakterlerini en iyi şekilde koruyan istasyonları yerinde görmek ve belgelemekti.

1864 yılında İzmir’den başlayarak etaplar hâlinde inşa edilen ve 1912 yılında Bandırma’ya ulaşan hat, Ege Bölgesi’ni Marmara Denizi’ne bağlayarak tarımsal üretimin, ticaretin ve yolcu taşımacılığının gelişmesinde önemli rol oynadı. Hattın son noktası olan “Banderma Ville” İstasyonu, demiryolunu limanla buluşturan stratejik bir merkezdi. Buradan Marmara üzerinden İstanbul’a ulaşan yolcular ve yükler, aynı şekilde demiryolu ağı sayesinde Batı Anadolu’nun iç kesimlerine kadar taşınabiliyordu. Balıkesir’e kadar yol boyunca uğradığım istasyonlar, Manyas Gölü çevresindeki kırsal üretimin demiryoluna erişmesini sağlayan ara duraklar olarak hizmet vermişti.

Balıkesir’den ayrılmadan önce uğradığım ve restorasyon sonrasında özgün karakterini en iyi koruduğunu düşündüğüm istasyon ise Çukurhüseyin oldu. Soğucak yönündeki zorlu eğimli hat kesiminin yakınında yer alan bu istasyon, yalnızca bir yolcu durağı değil; aynı zamanda trenlerin karşılaşma, bekleme ve geçiş operasyonlarında görev alan stratejik bir işletme noktasıydı. Çukurhüseyin’den sonra demiryolu hattından ayrılarak İvrindi üzerinden Bergama’ya doğru devam ettim ve günün sonunda İzmir’e ulaştım.

Demiryollarının Bandırma hattı üzerindeki bu mütevazı yapıları, uzun yıllar gözden uzak kaldıktan sonra yeniden görünür olmaya başlamış durumda. Yapılan restorasyon çalışmalarının genel olarak başarılı olduğunu düşünsem de bazı istasyonlarda sonradan eklenen aydınlatma armatürleri, klima dış üniteleri ve benzeri teknik donanımların tarihi dokuya daha duyarlı bir yaklaşımla yerleştirilebileceği kanaatindeyim. Yine de aradan geçen bir asrı aşkın sürenin ardından bu yapıların özgün kimlikleriyle ayakta kalabilmiş olması ve yeniden kent hafızasına kazandırılması, demiryolu mirasının korunması adına son yıllarda yapılan değerli çalışmalardan biri.

Kaynak: Trains of Turkey – SCR/SCP’14
Yorum Ekle